Şefkat

Kaynak: Cüneyt Suavi / Hayatın İçinden
Yeni aldığım çifteyi denemek için arkadaşlarımla birlikte ava çıkmaya hazırlanıyordum. Bir gün öncesinden dış kapının yanına koyduğum çantayı görünce heyecanlanıyor ve onu tıka basa bıldırcın dolduracağıma inanıyordum.
O gece erkenden yattım. Rüyamda ertesi günkü avı göreceğimden emindim. Fakat birkaç saat sonra küçük oğlumun ağlamasıyla uyandım. Ateşler içinde yanıyordu.
Annesi:
— Kızamık olmalı, dedi. Herhâlde komşumuzun çocuğundan geçmiştir.
Canım fena hâlde sıkılmış ve söylenmeye başlamıştım:
— Tam hasta olacak zamanı buldu velet, dedim. Kırk yılda bir ava gidecek oldum.
Eşim:
— Gitmesen iyi olur, dedi. Üstelik yarın pazar, her yer kapalı biliyorsun.
— Ben anlamam, dedim. Söz verdim gideceğim.
Nitekim öyle de yaptım. Arkadaşlarımla birlikte av yerine geldiğimizde, onlardan ayrılarak gezinmeye başladım. Bir kaç saat sonra iyice yorulmuş ve ümidimi büyük ölçüde kaybetmiştim.
Aniden 5-10 metre önümden iri bir kuşun havalandığını gördüm. Beklediğim bıldırcındı bu. Tüfeğimi heyecanla doğrultarak iki fişeği birden arka arkaya patlattım. Vuramamıştım.
Kuş, tüfeğimin ormanda yankılanan sesini sanki hiç duymamış ve biraz uçtuktan sonra dönerek tekrar aynı yere konmuştu.
Tüfeğimi doldururken ona baktım. Hiç kımıldamadan duruyor ve sanki bana meydan okuyordu. Yoksa o da mı acemi olduğumu anlamıştı.
— Bu sefer işin tamam, diyerek nişan aldım ve tetiğe dokundum. Tüyleri bulut gibi dağılmış ve bulunduğu yerden birkaç metre öteye yığılmıştı. Bir kahraman edasıyla yanına gittim. Darmadağın olan vücudunda yenecek bir taraf kalmamıştı. Herhâlde çok yakından ateş etmiştim. Kanadından tutup bir tarafa atarken:
— Benden korkmamanın cezasını çektin, dedim. Üstelik bir işe de yaramadın.
Birden, yandaki çalıların içinden gelen seslerle irkildim. Küçük bir yuva içindeki kuş yavrularıydı bunlar. Tüyleri henüz kabarmaya başlamış ve üşümemek için birbirine sokulmuşlardı. Hepsi avazı çıktığı kadar bağırarak sanki bana lanet ediyorlardı.
Tüfeğimi bir kenara fırlatırken:
— Aman Allah’ım, dedim. Ne yaptım ben?
Yuvanın bulunduğu çalılık, vurduğum kuşun dönüp dolaşıp konduğu yerdi. Ve o küçük kalbindeki şefkat yüzünden ölüm pahasına da olsa yavrularım terk etmemişti.
Tekrar yuvadaki yavrulara baktım. Evde, ateşler içinde terk ettiğim yavrum gibi titriyorlardı.











.jpg)




.gif)








