Ukrayna Tanıtım Filmi

You must have Flash Player installed in order to see this player.

Kitap

Meridyen Dergisi

Anasayfa Kültür Merkezleri Ukrayna ruhunun gizemli sesi: Bandura

Ukrayna ruhunun gizemli sesi: Bandura

Ukrayna’da birkaç yıldır yaşıyorum. Fakat kâh tabiatımdan gelen merak yetersizliği, kâh devamlı meşguliyetim ve Ukrayna – Türkiye arası yapmak zorunda kaldığım sık seyahatler bu ülkenin kültürüyle derin bir şekilde tanışmama imkân vermedi. Sık olmasa da Ukrayna ulusal danslarını görmek ve halk şarkılarını dinlemek fırsatı buldum. Her şey güzel ve orijinal fakat hiçbir şey yabancı değildi benim için. Özellikle şarkılar, içtenliği ve melodileriyle bana Türkiye’nin hâlâ büyükten küçüğe zevkle söylediği türküleri hatırlatıyorlardı.

 

Bandura ile tanışmam hiç beklenmedik bir şekilde oldu. Ve bu Ukrayna’da olmadı. Ünlü Ukrayna yazarı Pavlo Zagrebelniy’in Türkçeye çevrilen eseri Roksolana’nın tanıtım akşamına katıldım. Yönetmenin düşüncesine göre tanıtım, Roksolana’nın; Ukrayna’daki çocukluğu, esareti, İstanbul’a gelişi, sarayda Kanuni Sultan Süleyman’ın önce cariyesi, sonra eşi olması gibi hayatının bütün önemli devirlerinin gösterileceği bir tiyatro temsili şeklinde sunulacaktı. Bu tiyatroya katılması için benden bandura çalacak iki genç bayan bulmamı istediler. XVI. yüzyılın sultan cariyeleri kıyafetlerini giymiş kızların, Roksolana’nın vatan hasretini ve çaresizliğini duyuran hüzünlü milli melodiler çalmaları gerekiyordu.

Son hazırlıklar bitti ve yönetmen oyunculara “başla” deyip, gösteri başladı. Fikir orijinaldi ve seyirciler merakla sahnede olanları izliyorlardı. Birden hiç beklenmedik bir şekilde uzaklardan bir yerlerden dere akışını hatırlatan okşayıcı bir müzik yayıldı. Bu müziğe bazen ormanda kuş sesleri, bazen rüzgârın salladığı ağaçların hışırtıları katılıyordu. Büyülenmiş gibi dinliyordum, gönlümü şefkatle titreten bu sihirli (abartmıyorum) seslerin geldiği yöne döndüm. O an gördüklerim beni daha da sarstı. Bandura çalan kızlar, öz vatanları ve ana sevgisini anlatan türküyü hüzünlü bir ezgi eşliğinde çalıyorlardı. Meğer nasıl da ses verirmiş bandura! Bu enstrümanın sesiyle sarsıldım. Sadece ben değil üstelik. Bütün misafirlerin bakışları bu şaşırtıcı müzik aletinin tellerine dokunan Ukraynalı iki küçük kıza doğru yönelmişti.

Banduraya âşık olduğumu ve onu daha çok tanımam gerektiğini hissettim. Bunun için de bu aleti sayelerinde keşfettiğim kızlardan biriyle görüşmeye karar verdim. Darina Saçenko ile görüşme İstanbul dönüşü Kiev’de gerçekleşti. Mavi gözlü sarı saçlı Darina periyi andırıyordu. Şimdi de böyle düşünüyorum çünkü sesi ve bandurayı çalışı mucizeden başka bir şey değil.

Bu ailede köpek bile müzik seviyor

Darina, nasıl oldu da hayatını müziğe bağladın?

Ben müzisyen bir ailede doğdum. Bizde köpeğimize varıncaya herkes müzisyendir. Müzik aletleriyle tanışmam erken çocukluğumda başladı. Önce piyano oldu, buna sonra bandura eklendi. Rahat öğrenmeme rağmen piyano çalmayı hiç sevmiyordum açıkçası. Bütün çocuklar gibi ben de çeşitli bahaneler uydurup veya hasta numarası yapıp birçok kez okulu bırakmayı denedim. Bunu sadece müzik okulunda değil lisede, koreografi okulunda da yaptım. Böyle küçük bir yalancıydım işte.

Demek müzikle ilgilenmen tesadüf değil bir aile geleneği. Peki, bandura sevgisi ne zaman ortaya çıktı?

Banduranın çok hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim ama oldukça ilgi çekiciydi. Belki annem onu çaldığı içindi bu. Annem orkestra partilerini (halk müziği bandosunda çalışıyordu o zaman) çaldığı zaman çok hoşuma giderdi. Onunla bandura eşliğinde çok şarkı söylerdik, şimdi de söylüyoruz. Eğitimime hangi dalda devam edeceğim konusu ortaya çıkınca “müzik okulunda saksafon bölümüne gitmek istiyorum, çünkü daha havalı” dedim. Babam gibi çalmak istiyordum. Fakat sonra içimde bir şeyler değişti ve ben bandura sınıfına kaydolmaya karar verdim. Daha sonra gitar buna eklendi. Portföyümde böylece üç enstrüman var. Bundan başka koreografi okulunda okudum.

* * *

Darina sakin ve çok sevecen biri. Kendisinden bahsederken oldukça çekiniyor. Aslında bu da onun sıradan bir insan olmadığının işareti. Müzik okulunu bitirdikten sonra eğitimine Kültür Üniversitesi’nde yine bandura sınıfında devam etmiş. Öğrencilik yıllarında bütün yaşıtları gibi aşık olmuş, sonra bir kez daha… Aşk ona hayal kırıklığı getirmiş olsa da, Darina ümidini yitirmemiş çünkü yaşanan her şey hatta acı bile onda tecrübe ve bilgeliği zenginleştirmiş.

Müzik okulunda geçirdiği eğitim yılları Darina’ya sevdiği işi yaptığını anlama fırsatı vermiş. Fakat onun gerçek yetişkin hayatı üniversitede başladı. “Bu dönem boyunca birçok şey öğrendim, kendi başıma hareket etmeye başladım. Üniversitede müzisyen kimliğimin şekillendiğini hissettim. Ben artık bandura için beste yazmaya ve düet oluşturmaya başladım. Bir gitaristle çaldım ve festivallere katıldım. Hatta şöyle bir uyarlama hazırladık: Bandura, davullar, gitar ve dansçı gençler. Çok canlı bir uyarlama oldu, daha çok şov programı için uygundu. Şimdi kendi cd’min kaydını yapıyorum. İlgi çekeceğini ümit ediyorum. Kayıtlar çok yavaş gidiyor çünkü bütün enstrümanları ben çalıyorum. Bandura da var gitar da, org, biraz perküsyon ve ses var.”

Sesle ilgili Darina’nın özel bir hikâyesi var. Bir iki yıl önce şarkı söylemeyi kesinlikle reddetmiş; özellikle bandura eşliğinde. O zamanlar şarkı söylemeyi sevmediğini şimdi ise banduraya vokal yaptığı bir CD kaydı yaptığını belirtiyor. Ayrıca birinde ilahi, diğerinde halk türküleri söylediği iki koroda da şarkı söylüyor.

Darina’nın maalesef bazen zaman ve parasının yetmediği birçok sanat projesi var. Geçenlerde daha rahat olmasını sağlayan ve kendine güvenini artıran aktörlük bölümünü bitirdi. Darina böyle bir insan işte; neşeli, küçük olumsuzluklara boyun eğmeyen, ince bir mizah duygusuna ve mükemmel bir müzik zevkine sahip biri.

Bandurasız bir hayat mı? Asla…

Darina’yla konuşurken bandurayı sormazlık edemedim. Çünkü sohbetimizin vesilesi bu kadim halk enstrümanıydı. Ukrayna milleti şarkı söylemeyi seven bir millettir. En azından biz yabancılara şarkı ve müziğin, her saniye dahil Ukraynalıların hayatında var olduğu anlatılır. Ukraynalılar türküsüz ve müziksiz yaşayamazlarmış. Gerçekten böyle mi?

“Eğer söz konusu özellikle halk müziği ise maalesef hayır. Çağdaş müziği herkes dinliyor, bu müziği seviyorlar ve anlıyorlar. Halk müziği de seviliyor ama bizim değil: İtalya, İspanya, İrlanda halk müziği iyi biliniyor. Kendi müziklerimizi büsbütün unutup doğu müziğine hayranlık duyuluyor. Bence suç yetmiş yıllık Sovyet propagandasının. Sayılı sanatçı halk şarkılarını icra ederek onları kitlelerle buluşturuyor. Bu gerçekten kolay değil. Birine bandura çaldığını söylediğin zaman sana garip bir şekilde bakıyorlar, birçoğu bunun ne demek olduğunu bile bilmiyor. Ama ben seviyorum”.

Benim sıradaki sorum doğrudan bandura ile ilgili. Çeşitli kaynaklardan devşirdiğim bilgiler banduranın Ukrayna’nın eski, telli, milli bir müzik çalgısı olduğunu söylüyor. Bandura halk şarkılarını terennüm edermiş, savaşlarda Zaporojye Kozaklarına moral verirmiş, tuz almaya giden Çumakların1 o uzun yolunu zevkli hale getirirmiş. Düğünlerin vazgeçilmez enstrümanı, düğünlere neşe katan bandura cenazelere ise hüzün üstüne hüzün katarmış. Banduranın eski Çin ve Hint enstrümanlarına benzerliğini dikkate alan araştırmacılar, çalgının kökenini çok eskiye götürüyorlar. Bandura İspanya gitarını andırıyor ve eski Yunan mitolojisindeki rapsodların2 kahramanlarının yiğitliklerini anlattığı kitharaya, yine Kırım Tatarlarının milli çalgısı olan uda benzer. Günümüz bandurası birçok değişikliğe uğramış ve geçen yüzyılın ikinci yarısında bandurayı arptaki gibi derin kromatik sese ulaştıran esaslı değişiklikleri yapan usta A. S. Korniyevskiy tarafından geliştirilmiş.

Darina, neden özellikle bandurayı tercih ettin? Çok farklı ses diyapazonlarına ve geniş imkanlara sahip çağdaş o kadar çok enstrüman varken sen eski bir çalgı aleti seçmişsin.

Aslında günümüz bandurası genç ve dinamik bir şekilde gelişen bir alettir. Onda çeşitli tonlar, nüanslar ve ilginç ahenkler bulmak mümkün. Gelişimin bu tür safhası sanat için geniş bir tayf sağlar. Birçok bandura sanatçısı banduralarını rock grupları, jazz-band ve folk gruplarında kullanırlar. Birisine bandurada bir şeyler çaldığın zaman, büyük bir şaşkınlıkla hatta hayranlıkla dinler. Bir ilgi uyanır kendisinde, banduranın böyle bir sesi olduğuna, her enstrümanla düet yapabildiğine, onunla halk müziği de, çağdaş müzik de yapılabileceğine inanmaz. Başka hiçbir millette olmayan, bizi diğerlerinden ayıran ve bize ayrıcalık veren bir enstrümandır bandura. Yazık ki büyük çoğunluk bunu anlamıyor.

Darina ile işte böyle bir sohbet yaptık. Vedalaştık ve rahat adımlarla uzaklaştı. Onu bırakmak istemiyordum, bandura ve müzikten konuşmaya devam etmek istiyordum. Fakat Darina meşgul birisi, çok planı ve projesi var. Kayıt yapıyor, grupta çalıyor, kardeşiyle folk jazz tarzında program hazırlıyor. Bir de Darina ve bütün ailesi toplanarak şarkı söylerlermiş arada bir. Bu da onları yakınlaştırıyor ve daha güçlü yapıyor. Bitmek tükenmez enerjilerinin sırrı bu olmasın?

------------------------------------------------------------------------------------------------------

1 Ukrayna’da eski zamanlarda tuz, balık, buğday alışverişi yapan köylüler.
2 Yunancada halk ozanları.

 

Anketler

Sizce Ukrayna Eğitiminde en güçlü alan hangisidir?