Ukrayna Tanıtım Filmi

You must have Flash Player installed in order to see this player.

Kitap

Meridyen Dergisi

Anasayfa Kitap Oksuz Kirpi

Oksuz Kirpi

Kitabın Adı Oksuz Kirpi
Kitabı Hazırlayan Hüdai Can
Yayın Evi Sütun Yayınları
Türü Roman

An gelir, kendimi bulduğum odamda kapıyı kapatır, perdeleri çekerim. Altımı çizen, kalbimin örtülerini kaldıran, zihnimi açan seslere açık olmak adına 'dışarı'yı dışarıda bırakır, büsbütün 'içeri'ye düşerim. Kütüphanemin önüne geçer, geçmiş zamanda okuduğum ve raflara yerleştirdiğim kitaplara öylece bakarım. Bu raflarda yaptığım gezintiler evvelime/tarihime bir yolculuk olur. Harcımda birer tuğla olduğunu bildiğim kitapları açar, sayfalarına düşer, altını çizdiğim yerleri bir kez daha okurum. Bilirim ki, o kadar cümlenin birikimi ve toplamı bir şeyim. Tarihime doğru yaptığım bu yolculuklar saatlerimi alır, dönmekte zorlanırım.
İşte yine öyle bir an! Odamın kapısı kapanmış, perdeleri çekilmiş. 'Dışarı' dışarıda kalmış, ben 'içeri'de. Ross Daly'den bir müzik içime içime vuruyor. Kitaplığın önünde öylece duruyorum. Geçmiş zamanda sahafın birinden alıp okuduğum "Batı'da Devlet ve Çocuk" isimli kitaba uzanıyor elim. Altını çizdiğim yerlerde dolaşıyor gözlerim. Antik Yunan'dan Roma'ya, oradan Fransız Devrimi'ne uzanan süreçte çocuğa yönelmiş 'eğitim'in neler içerdiğini anlatan onlarca cümle... Modern öncesi ve sonrasında eğitimin aslında çocuk/insan için olmadığını, çocuk ve insanın 'bir şey'(kilise-devlet) için eğitildiğinin tespiti cümleler...

Kütüphanemin raflarından bu kitabı seçmem öyle tesadüfî olmadı. Hüdayi Can'ın dosya hâlindeyken okuduğum, yayımlandıktan sonra tekrar baktığım "Oksuz Kirpi" romanından bana taşınan soruların köklerine/evveline yolculuk yapmak üzere bu kitaba yöneldim. İşte roman, edebiyat bunu yapar insana; olanın, yaşananın, zamanın ruhunu hissettirerek rahatsız eder. Bir eğitimci olan yazar/romancı, 21. yüzyılın Türkiye'sinde çocukları/gençleri içine alan, onları adeta kapatan bir eğitim formuna sinmiş hallerin fotoğrafını veriyor. Oksuz Kirpi'nin soru(n)larının kökeni Antik Yunan'a kadar uzanıyor. Demek ki eğitimin nesnesi kılınan çocuklar ve gençler kapatıldıkları yerlerde hep benzer haller yaşıyor. Ancak Hüdayi, romanında, daha çetrefilli/yakıcı bir hali işaretliyor. Okuyucu daha romanın başında, deli gömleğine dönüşmüş 'eğitim'in sorgulandığı bir 'duruşma'nın ortasında buluyor kendini. Bu deli gömleğinin içinde yaralanmış, oksuz/savunmasız kalmış üç kirpinin iç dökümleri roman boyunca devam ediyor. Romanın üç insan kahramanı olsa da, başkarakter 'günlükler'dir. Bu bile durumun vahametini ortaya koyuyor. Zira günlük, dışarıya doğru konuşma hakkından mahrum insanın içine doğru konuşması anlamına geliyor. İçte açılan bir kuyudur günlük; etrafı daraltılmış, bastırılmış, kapatılmış insanın içindeki kuyuya doğru seslenmesi...

Evet, Oksuz Kirpi isimli romanın/duruşmanın üç tanığı var: Öğrenci Özge, idealist stajyer öğretmen Sümeyra ve öğrencilerini Küçük Prens'e akraba kılmak isteyen yılların öğretmeni Cumali Hoca... İmtihan baskısı, aile baskısı ve genç kızlığın açık olduğu baskıların ortasındaki Özge; ülkelerin ve dillerin kendisine kattığı çeşitliliğin gerilimi içinde gönlüne istikamet arayan, yaslandığı iç sesin rehberliğinde öğrencilerine 'iyice' dokunmak adına Türkiye'ye dönen, ama karşılaştığı gerçekliğe olan yabancılığıyla bocalayan Sümeyra ve kalbini teslim ettiği hakikatin dili içinde kalsa da yer yer düşmekten kurtulamayan Cuma Hoca... Üç yorgun kalp... Olmak istedikleriyle maruz kaldıkları arasında baskılanan bu kalpler büzülmüş, 'dışarı'ya karşı savunmasız kaldıklarından içlerine doğru kıvrılmışlar. Tehlike karşısında büzülmeleri sebebiyle dikenleriyle yaralanan kirpilerin kaderini yaşıyorlar. Okuyucuya açılan bu kalpler rahatsız edici bir fotoğrafın parçaları olsa da, durumun tespiti adına bir imkân olduklarını düşünmek gerek. Zira böylelikle eğitimin neye dönüştüğünü; öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerin bu fotoğrafta nasıl göründüğünü görmek ve buradan hareketle neyin yitirildiğini hatırlamak mümkündür.

Modern öncesi geleneksel eğitim formlarının hatasız olduğunu söyleyemeyiz, ancak yine de bir şekilde insanın ontolojisine açıktılar. Bugünkü hali itibarıyla modern sonrası eğitim ise, büsbütün zıvanadan çıkmışlığı işaretliyor; insanın/Varlık'ın hakikati gibi bir derdi kalmamış. Değerden yoksun kapitalist uygarlığın ihtiyacı olan 'teknik insan'ın teminine kilitlenmiş modern eğitim insanı tüketiyor, öldürüyor adeta. Yıllar önce bir Anadolu şehrinde, uzun zamandır üniversite imtihanına hazırlanmış ve birkaç gün sonra bu imtihana girecek yirmi kadar genç kıza konuşmam istenmişti. O kızlar, gözlerinin karasına sinmiş büzülmüşlük karşısında böğrüme bir bıçak yemiş gibi olmuştum. Çok şey olma imkânıyla doğmuş bu kız öğrencilere, bir tek imtihanın her şey olduğu belletilmişti. Böğrüme yediğim bıçağın ağrısıyla buna isyan ve itiraz etmiştim. Hüdayi Can'ın Oksuz Kirpi isimli romanı, bu isyan ve itiraz için güçlü veriler sunuyor. 

Anketler

Sizce Ukrayna Eğitiminde en güçlü alan hangisidir?