Sınıf Başkanlığından Üniversite Rektörlüğüne uzanan yolda Sadovnichy

Rusya Federasyonu dünya siyaset, bilim ve edebiyat sahnelerinde geçmişte olduğu gibi, çağımızda da etkin bir rol oynamaya devam ediyor. Bu başarının ve etkinin sağlanmasındaki en önemli unsur hiç kuşkusuz eğitim... Eğitim, bir milletin kendine has çizgide gelişip yükselmesinde, hayatını bu işe adamış kahramanların rehberliğinde sık sık başvuracağı önemli bir kaynak... Sayın Viktor Sadovnichy de bu bağlamda Rusya’nın dünya bilimler tarihine kazandırmış olduğu bir eğitim sevdalısı... Şuanda Rusya’nın tartışmasız en prestijli eğitim müessesesi olan Moskova Devlet Üniversitesi’nde on beş yıldan bu yana rektörlük yapan Sadovnichy, yaklaşık yarım asırdır akademik hayatın bizzat içinde. Krasnopavlovka köyünden Moskova Devlet Üniversitesi Rektörlük makamına uzanan hayat serüvenini ve mevcut eğitim sistemini artısı ve eksisi ile değerlendirmesi simasında beliren samimiyetin diline de yansıdığının göstergesi...
Sayın Sadovnichy kendinizi tanıtabilir misiniz? Nasıl bir öğrencilik hayatınız oldu?
Viktor Sadovniçiy: Üniversite eğitimine adım atmam kolay şartlarda gerçekleşmedi. İlköğretimimi bir köy okulunda tamamladım. Çocukluğumu Harkov bölgesindeki Krasnopavlovka köyünde geçirdim. Sekizinci sınıftayken, Moskova Serçe Tepeleri’nde bir eğitim ve bilim sarayının kurulacağını duydum. Böylece Moskova Devlet Üniversitesi’ne girmek benim için bir gaye-i hayal haline geldi. Ancak, yolculuk için pasaport gerektiğinden dolayı, köyden şehre gitmek hemen hemen imkansızdı. O zamanlar gençlerin köylerden ayrılmalarını engellemek için pasaport vermezlerdi. Bu yüzden okul bittikten sonra arkadaşımla beraber bir maden ocağında çalışmak üzere Donbass’a gittim.
Donbass’da aynı zamanda akşam okulunda eğitim görüyordum. Diploma aldıktan sonra Belarus Ziraat Akademisi’ne başvuru için gereken belgeleri gönderdim. Şunu söylemek gerekiyor ki, her zaman iyi bir matematikçiydim. Bu sebeple üniversiteye gireceğimden hiç kuşkum yoktu. Ama çalıştığım yerdeki ustabaşım Nikolay “Ne! Ziraat Akademisi de ne oluyor? Sen matematikçisin, üniversiteye gitmen lazım”, diye benimle alay ediyordu. Ama ben belgelerimin akademiye artık gönderilmiş olduğunu söyledim. O zaman Nikolay “Bir gece içinde belgelerini geri getirirsem gidecek misin?” dedi. Bahse girdik. Belgelerimi geri getirebilirse üniversite eğitimim için Moskova’ya gidecektim. Çok geçmeden belgelerim Nikolay’ın postane müdürü olarak çalışan eşi sayesinde geri geldi. Nikolay’la beraber Moskova’ya gittik. Mekanik-Matematik Fakültesi’nin sınavlarına girdim ve kazandım. Böylece hayalim gerçekleşti. O zaman 19 yaşındaydım. Nikolay ise üniversitenin hukuk fakültesine girdi.
Ya eşiniz ve çocuklarınız, onlar nasıl bir eğitim aldılar?
Eşimle aynı sınıfta okuyorduk. Çocuklarımız da Matematik fakültesinden mezun oldular. Bu fakültede iltimasla okumak ve ders geçmek mümkün değildir. Oğlum Yuriy profesör, Matematik Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyor. Kızım İnna hesap uzmanı ve Sibernetik Fakültesi’nde ders veriyor. Kısacası herkes matematikçi... Herkes Moskova Devlet Üniversitesi’nden çok iyi notlarla mezun oldu. Bu yolu seçmelerinden çok mutluyum.
Bir gün Moskova Devlet Üniversitesi’nin yöneticisi olacağınızı hiç tahmin edebilir miydiniz?
Her şey birinci sınıftayken başladı. Son sınıf öğrencilerinin kontrolü rehberliğinde bir doğa gezisine katıldık. Son sınıf öğrencilerinin ilk sınıf öğrencilerini bu tür gezilere götürmeleri adettendi. Büyüklerimiz gittiğimiz yerde bir gece daha kalacakları için, tek başımıza geri dönmek zorundaydık. Elektrikli trene binmemiz lazımdı. Aramızda çok kız vardı ve trene binmek için ormandan geçiyorduk. Bu arada yoğun bir yağmur başladı, hava karardı. Yolumuzu kaybettik. Kızlar ağlamaya başladılar. Ben grubumuzu ormandan götürdüm. Ben de dahil olmak üzere hiç kimse yolu bilmediğinden tesadüfen götürdüm tabi. Sonraki gün üniversitede sınıf temsilcisinin seçileceği bir toplantı düzenleniyordu. Galiba sınıf arkadaşlarım çok minnettar kaldıkları için beni seçtiler. Bundan sonra devamlı olarak kurumumuzda farklı görevler yaptım: Sınıf temsilciliği, öğrenci komitesi başkanlığı, sınıfın; sonra da fakültenin Komsomol Birliği'nin sekreterliği...
Okulda akademik çalışmalara zaman ayırma bakımından çok titiz olmak gerektiği için derslerden sosyal işlere zaman ayırmak, ilk zamanlar benim için çok zordu. Özellikle Mekanik-Matematik Fakültesi’nde sadece kendi bilgilerinizi kullanarak okuyabilirsiniz. Ama sonunda akademik meşguliyetlerin yanında sosyal faaliyetlere de katılmaya başladım ve üniversiteyi pekiyi notlarla bitirdim. Yüksek lisans yapmaya karar verdim. Süresinden önce tezimi bitirdim ve fakültede asistan olarak kaldım. Kısa bir süre sonra doçent oldum. Aynı zaman diliminde profesörlük tezimi yazıyordum. O yıllarda üniversitenin en genç profesörü oldum. 1978 yılında Rektör Yardımcısı oldum... 1992 yılında Moskova Devlet Üniversitesi’ne Rektör olarak seçildim.
Bilgisayarı biliyorlar ama Aleksandr Puşkin’i tanımıyor ve okumuyorlar
Üniversitede kırk yıldan fazla süredir öğretim üyeliği yapıyorsunuz. Üniversite adaylarını biraz değerlendirir misiniz?
Bana göre üniversiteye girenlerin bilgi seviyesi her yıl düşüyor. Bunun çeşitli sebepleri var. Öğretmenlerin suçlu olduğunu söylemek istemem. On yıldan fazla “Yılın öğretmeni” yarışmasının başındayım ve Rusya’da ne kadar iyi öğretmen olduğunu gayet iyi görüyorum. Bunun sebebi olarak 90’lı yıllarda eğitime bakış açısını söyleyebilirim: Öğretmen kendini pazar ekonomisine uymayan bir şahıs olarak görüyordu. Bir diğer sebep ise öğretmenlere verilen destek seviyesi. Bu, onların toplumda üstün olmayan statüde sınıflandırılmasına yol açıyor. Eğitimimizde kalitenin her geçen dönem daha da düştüğüne dikkat çekmek istiyorum. Üniversitede bize gelen çocukların sadece bir yönde gelişmiş olduğunu fark etmekteyiz. Mesela bilgisayar ve internet ile çalışmayı biliyorlar ama Aleksandr Puşkin’i, Mihail Lermantov’u, Lev Tolstoy’u tanımıyor ve okumuyorlar. Maalesef çocukların hatasız Rusça konuşamamaları ve yazamamaları da bizi endişe içinde bırakıyor. Okullarda verilen eğitimde hayata hazırlama noktasında endişelerim var. Okulda Rusça hazırlığın kalitesi hızla düşüyor. Neslimizin çocukluğundan beri ezbere bildiği klasik eserler üzerine üniversitemizde yazılan kompozisyonların bazen sadece bir kaç cümleden oluştuğunu söylemek yeterli sanırım.
Ayrıca ülkemizde matematik öğrenme ve öğretme kalitesi de gittikçe düşüyor. Bence bunun stratejik bir anlamı var. Saint Petersbrug’taki G-8 zirvesinden çıkan son bildiriyi okursanız, devlet başkanlarının eğitim deklarasyonunu imzalarken ilk önce matematik bilimini düşündüklerini anlarsınız. Bu problem hem Amerika hem Avrupa hem de Japonya’da baş göstermeye başladı.
Rusya eskiden okullarda yüksek matematik eğitimi olan bir ülkeydi. Bizim klasik kitapların arasında şimdi okul öğrencilerinin gerektiği ölçüde faydalanamadığı matematik üzerine sürükleyici kitaplar vardı. Moskova Devlet Üniversitesi’nin birçok fakültesinde öğrencilerin seviyelerinin üniversitemizde olması gereken standartları yakalayabilmeleri için, ek matematik derslerinin konulması bence çok mantıklı bir şey değil.
Okul ders kitapları konu işleme bakımından daha verimli olabilir. Bu olay ders kitaplarının çok çeşitlilik göstermesinden kaynaklanıyor. Okullarda matematik ders kitaplarının toplam sayısı yetmiş civarında. Tarih ders kitaplarının sayısı daha çok. Üstelik Rusya’nın kendi geçmişine olumsuz bakışları içine almakta. Ülkemizde bugüne kadar var olan şeylerin büyük hata ve cinayet olduğunu devamlı tekrarlıyorsak, çocuklarımıza neyi öğreteceğiz? Halkımız köklü bir tarihe ve kültüre sahip. Bu yüzden tarih ders kitaplarında ülkemizin tarihinden tarafsız ve adil olarak bahsedilmelidir. Bu kitapların uygun vasıf ve içerikle bastırılması devletimizin amaçlarından biridir. Bu sebeplerle üniversitemize öğrenci alımını büyük bir seçicilikle yapmaktayız. Moskova dışından gelen öğrencilerin belli amaçları oluyor. Fakat Moskovalı öğrenciler ev hayatlarının rahat şartlarına ve anne babalarının desteğine rağmen yurtta kalan öğrencilerden daha başarısız oluyorlar. Çevreden gelen öğrenciler daha erken çalışmaya, büyük problemleri daha erken çözmeye başlıyorlar. Ama Moskovalı olmayanların da zayıf noktaları var. Başkentin çekici şeylerine daha çabuk kapılabiliyorlar.
Üniversitenizdeki yabancı öğrenciler genelde hangi fakülteleri tercih ediyorlar?
Moskova üniversitesinde bugün 36 tane fakülte var. Bu fakültelerde üç binden fazla yabancı öğrenci eğitim görüyor. Tüm fakültelerde yabancı sayısı hemen hemen aynı, belirli bir fakülteye yoğunlaştıklarını söyleyemeyiz.
Üniversitenizin başta Türkiye ile yapılanlar olmak üzere, ne gibi uluslar arası program ve çalışmaları var?
Moskova Devlet Üniversitesi bugün Türkiye’de Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Yeditepe Üniversiteleri ile işbirliği halindedir. Türkiye eğitim kurumlarıyla bağlantı kurmamızda; Ankara Üniversitesi eski Rektörü, Türkiye Cumhuriyeti eski Milli Eğitim Bakanı, T.C. Meclisi Eğitim Komisyonu başkanı, Prof. Dr. Mehmet Sağlam çok büyük bir rol oynadı. Türkiye yüksek eğitim kurumları ile çalışan Moskova Devlet Üniversitesi’nin bölümleri arasında Asya ve Afrika Ülkeleri enstitüsü, tarih ve hukuk fakülteleri mevcut.
1993 yılında Moskova Devlet Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi’nin arasında bilim ve kültür değişim konusunda bir protokol imzalandı. Bu protokolün gerçekleştirilmesi için bugüne kadar çalışan öğretmen ve öğrenci değişim programı imzalandı. İmzalanmış olan anlaşmaya göre Moskova Devlet Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi her yıl öğrenci değişimi, Türkçe ve Rusça yaz dil kursları gerçekleştiriliyor.
2002 yılında Moskova Devlet Üniversitesi ile Yeditepe Üniversitesi arasında işbirliği öngören bir anlaşma imzalandı. 2007 yılının Nisan ayında Moskova Devlet Üniversitesi’nin Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi arasında işbirliği üzerine bir protokol antlaşması imzalandı. Şu anda Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü, Akdeniz Üniversitesi ile işbirliği konusunda görüşmelerini sürdürmektedir. Dört yıldan beri T.C. Moskova Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği’nin himayesi, Asya ve Afrika ülkeleri Enstitüsü’nün aktif katılımıyla üniversitemizin öğrencilerinin katıldığı Rusya Türkçe Olimpiyatı gerçekleştirilmektedir. Mart ayında düzenlenen 4. Rusya Türkçe Olimpiyatı'nda Asya ve Afrika Enstitüsünün öğrencileri 5 madalya aldı (şiir yarışmasında, şarkı yarışmasında, Rusya ile Türkiye ilişkilerini konu alan kompozisyon dalında).
Söyleşi: Da Dergisi Moskova Koordinatörü Ali Sami Yıldırım











.jpg)




.gif)








